23 Mart 2011 Çarşamba

Kahvenin yanında su içmeliyiz

Neden Türk kahvesinin yanında su içiyoruz, hiç düşündünüz mü? Büyüklerimizin de bir bildiği varmış. Su ve kahve ikilisinin bilimsel açıklamasını Prof. Dr. Birsel Kavaklı yaptı.
Kahvede böbrek taşı yapan oksalat maddesi var. Bunu da vücuttan atmanın tek yolu su içmek!
Su nasıl bir etki yaratıyor?
Su çok önemli ama saf haliyle tüketilmesi gerekiyor. “Su yerine kahve içiyorum” demek hiç doğru değil. Bunu sıkça duyuyorum ve cevaben şu soruyu yöneltiyorum: “Peki neden o zaman kahvenin yanında mutlaka su ikram ediliyor, bunu hiç düşündünüz mü?”


Ben de düşünmedim. Niye?
Kahvede çok oksalat vardır. Bu oksalatı atmak için de su tüketilmesi gerekir. Oksalat böbrek taşı yapar. Ama su içtiğimiz zaman böbreklerimizdeki oksalat su ile yıkanır ve vücuttan atılır. Sadece kahve içenlerin değil tabi, herkesin günde iki litre su içmesi gerekir. Susayınca su içmek yerine diğer sıvıları tüketmek çok yanlış. Açık çay içmek o kadar zararlı değil ama bir kupa kahve içmek içerdiği oksalat nedeniyle zararlı. Çayı kısmen su yerine koyabiliriz ama işin esası suyu su olarak tüketmektir. İçilen çorba günlük su ihtiyacımız içinde sayılmamalıdır. Suyun kalitesi de çok önemli!
Nasıl kalitesi? Doğa o kadar kirlendi ki iyi su içmek çok önemli. Suda ve sodada nitrit miktarı az olmadır. Şişe suların satıldığı, pazarlandığı yerlerde sağlık bakanlığının onayı ve denetlemesinin yapıldığına dair belgeler vardır. Bunlara dikkat edilmelidir. Zaman zaman da tüp sularla ilgili olarak salgınlara rastladığımız oluyor.



Su vücudumuza ne gibi faydalar sağlar?
Su, bağışıklık sisteminin görevini yerine getirmesini sağlıyor. Zinde ve dinç kalmaya yardımcı oluyor. Hücrelere besin ve oksijen taşıyarak atıkları uzaklaştırıyor, böbreklerin toksik maddelerden temizlenmesine yardımcı oluyor. Vücudun ihtiyaç duyduğu minerallerin pek çoğunu sağlayan su, böylece günlük faaliyetler sırasında yakılan kalori miktarının da artmasını sağlıyor. Ayrıca vücut sıcaklığının düzenlenmesine yardımcı oluyor. Cildin esnek ve parlak olmasını sağladığı gibi, idrar yolu enfeksiyonları ve kabızlık gibi hastalıklardan korunmaya da yardımcı oluyor.
Bir de zayıflamak için su içenler var…
Su tüketmek geçici tokluk yaratabilir ama fazla tüketmek de zararlıdır. Yemekten önce su içmek kişi de geçici şişkinlik yapar. İdrar atımı ile bu durum geçer. Protein ya da yağlı gıdalar 2-4 saat midede kalmaktadır. Su için böyle bir şey söz konusu değildir. Kişi açlığını su ile geçiriyor ve daha sonra da yemek yemiyorsa metabolizması ona uygun olduğundan zayıflıyor olabilir. Su içerek idrarla yağ da atılamaz. ‘Su, yağları eritir’ inanışı doğru değildir. Ayrıca kalp hastalarının soğuk su içmemeleri de çok doğru değil. Çünkü soğuk su yemek borusunun soğumasına ve damarlarda büzüşmeye neden olibiliyor.

Gelişigüzel kullanılan vitamin zararlı
Vitaminler de bahar yorgunluğunda etkili. Peki ama herkes her vitamini alabilir mi?
Bahar aylarında bir soğuk bir sıcak giden havalar, grip ve benzeri hastalıklara yakalanma riskimizi yükseltiyor. Bu durum, doğal beslenmeye, vücut dengemizi koruma ihtiyacına ve de vitaminlere olan talebi de artırıyor. Oysa eczanelerden peynir ekmek gibi satın alınıp gelişigüzel kullanılan ya da internet sitelerinden sipariş edilen vitaminler yarardan çok zarar getirebiliyor. Bu nedenle vitamin konusunu iyi bilmek, seçimi doktor kontrolünde yapmak gerekiyor.
Vitamini bilmeden kullanırsak neler olabilir?
Vitaminin doktor kontrolünde kullanılması gerekir. Kişinin kafasına göre ya da dost tavsiyesiyle vitamin alması kesinlikle yanlıştır. Doktor önerisiyle alınmalıdır. Bilinçsizce tüketilen A vitamini karaciğer bozukluğuna, fazla C vitamini böbrek taşına ve mide rahatsızlıklarına sebep olabilir.

Bellibaşlı öneriler var mı?
Büyüme ve gelişme çağında, hamilelikte, ileri yaşlarda, kronik hastalığı olanlarda, alkolizmde eksikliği saptanan vitaminler kullanılmalıdır. Gerekli olan vitamin miktarı genellikle tavsiye edilen günlük miktar RDA olarak tanımlanmaktadır. Bu değerler ürünlerin etiket bilgilerinde yer almaktadır. Ama yine de ihtiyaç duyulan miktar kişiden kişiye farklılık gösterebilmektedir. Örneğin belirli hastalıklarda kişiye daha yüksek oranda vitamin tavsiye edilir; ayrıca ilaçlar vitaminlerin aktivitelerini engelleyebilmektedir. Belirli grupların özel vitaminlere daha fazla ihtiyacı vardır. Örneğin çocuklar (D vitamini), hamile kadınlar (folik asit), yaşlılar (D vitamini), sigara içenler (C vitamini), çok alkol tüketenler (B1 vitamini) veya vejetaryenler (B12 vitamini) belirli vitaminlere daha fazla ihtiyaç duyarlar.
En çok kullanılan C vitamini… Bu vitaminin fazlası zararlı mı? Alınan C vitamininin fazlası böbrekler yoluyla dışarı atılır. Ana metabolitlerinden birisi oksalattır. Bu nedenle yüksek dozda uzun süre vitamin C alımında oksalat taşları oluşabildiği bildirilmiştir. Ayrıca C vitamininin mide asidini artırdığı ve midenin saldırgan faktörlerinden biri olduğu da bilinmektedir. Anemik hastalarda demirle birlikte C vitamini alınması önerilir; ancak demir birikimi olan hemokromatoz durumlarında ve hemolitik anemilerde C vitamini önerilmez.
Uzun yıllardan beri C vitamininin soğuk algınlığından koruyucu etkisi üzerinde durulmaktadır. Bu konuda yapılan çalışmalar sonucunda C vitamininin profilaktik etkisi tespit edilmemiştir. Ancak soğuk algınlığı geçiren kişilerde hastalık süresini kısalttığı ve semptomların ciddiyetini azalttığı bildirilmektedir. Sigara içiminin C vitamininin kandaki düzeyini düşürücü etkisi olduğundan, sigara içenlerin normallere göre 2 kat daha çok C vitamini almaları gerekmektedir.


https://www.sihhat.org/



haber7

Bunama riskini en aza indiriyor!

Zihinsel açıdan aktif olanlarda, düzenli fiziksel aktivite yapanlarda, Akdeniz usulü beslenenlerde ve evlilerde Alzheimer hastalığına yakalanma riski daha az
Zihinsel açıdan aktif olanlarda, düzenli fiziksel aktivite yapanlarda, Akdeniz usulü beslenenlerde ve evlilerde Alzheimer hastalığına yakalanma riski daha az.


Alzheimer beyinde hücre kaybıyla seyreden bir hastalık. Hastalık unutkanlıkla başlıyor, yavaş yavaş kişilik değişiklikleri gelişiyor. Daha sonra konuşma ve kelime zafiyetleri oluşuyor, son aşamada ise kişiyi bakıma muhtaç hale getiriyor.
ntvcnbc’nin haberine göre Türkiye Alzheimer Derneğinin meslektaşlar arası bilgi birikimini paylaşmak, iş birliğini arttırmak ve Alzheimer hastalığıyla savaşmak için hedef belirlemek amacıyla düzenlediği ”1. Ulusal Alzheimer Kongresi” başladı.



Türkiye Alzheimer Derneği Başkanı ve İstanbul Üniversitesi (İÜ) Tıp Fakültesi Nöroloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Murat Emre, İstanbul’un Kadıköy bölgesinde yapılan çalışma ile 70 yaşın üzerinde yüzde 10 oranında Alzheimer hastasının görüldüğünü söyledi.
”Türkiye geneli düşünüldüğünde, yaklaşık 350 bin Alzheimer hastası olduğunu varsayıyoruz” diyen Emre, bu hastalığın yaşlılıkta normal karşılandığını, ancak bu bakış açısının, hastalığın tanınmasını geciktirdiğini belirtti ve şöyle konuştu:

”Alzheimer hasta ve hasta yakınlarına yönelik çay saati düzenledik. Birbirlerine çeşitli çözümler veriyorlar. Yanlarında zaman zaman uzman hekimler de bulunuyor. Sosyal faaliyetlerini arttırabilecekleri müzik, dans, resim gibi aktiviteler hazırlıyoruz. Geçen yıldan itibaren hastalara ücretsiz evde bakım hizmeti sunmaya başladık. Sosyal aktiviteleri arttırmak amacıyla bir gönüllü ordusu oluşturduk. Hastaların yanlarına gidip sohbet ediyor ve gazete okuyoruz. Şişli Belediyesi’nin tahsis ettiği bir binada İstanbul’da ilk Alzheimer Gündüz Bakımevini Nisan ayında açacağız. Hastalara ücretsiz hizmet vereceğiz. 20 hastayla başlamayı planlıyoruz. Belediye bize bir servis aracı tahsis edecek. Hastalar evlerinden alınıp hoşça bir gün geçirdikten sonra servisle eve bırakılacak.”
Alzheimer hastalarının kollarına bir bileklik takması gerektiğini ifade eden Emre, bu bilekliklerin, unutkanlık nedeniyle kaybolduklarında bulunma ihtimalini arttıracağını söyledi.

SERTİFİKALI HASTA BAKIM KURSU VERİLECEK
”1. Ulusal Alzheimer Kongresi” Genel Sekreteri ve İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Işın Baral Kulaksızoğlu da hastalığın, önemli bir halk sağlığı problemi olduğunu belirtti.
Kongrede, hastalığa tanı konulması, çeşitli alanların tedavi uygulama şekli ve klinik olayların tartışılacağını belirten Kulaksızoğlu, 19 Mart’ta Evde Bakım Derneğinin desteğiyle Alzheimer hastalarına bakacak kişilere bir kurs verileceğini ve bu kursun sonunda katılımcıların sertifika hakkı kazanacağını kaydetti.
Kulaksızoğlu, kongrenin Türk Tabipler Birliğince kredilendirdiğini, bu anlamda bilimsel yetkinliğinin onaylandığını ve kongreye katılan hekimlerin, ekstra kredi puanı alacağını ifade ederek, Kongrenin 19 Mart’ta sona ereceğini kaydetti.

TÜRKİYE’DE 1960′DA 48 OLAN ORTALAMA ÖMÜR, ŞU ANDA 72 YIL
Prof. Dr. Murat Emre, ”Bu hastaların, dünyada bakım maliyetinin 600 milyar liradır. Geciktirmenin sağlanması, hastalığın sıklığını düşürecektir. Bunu geciktirecek bazı tedbirlerin olduğu kabul ediliyor. Zihinsel olarak aktif kalma Alzheimer olma sıklığını azaltıyor. Düzenli olarak fiziksel aktivitede bulunanlar, Akdeniz usulü beslenenler ve evlilerde bu hastalığın görülme riski azalıyor” dedi.
Prof. Dr. Işın Baral Kulaksızoğlu, ”Türkiye’de bu hastalıkla ilgili 4 ilaç var. Dünyada ne varsa Türkiye’de de o var. Hastalıkla ilgili büyük bir bütçeyle çalışmalar devam ediyor. Henüz, aktif ve pasif aşı araştırmalarının sonuna gelinmedi. Türkiye’de 1960′da ortalama ömür 48 yıldı. Şu anda ortalama 72 yıl, yani Türkiye yaşlanma popülasyonu yüksek. Türkiye’nin yüzde 7′si 65 yaş üzerinde, ancak 2050′de bu oran yüzde 19 olacak. Yani yaşlanan bir toplumuz. Dünyada en çok Alzheimer hastası olacak ülkeler arasında Türkiye 4. sırada olacak” dedi.
https://www.sihhat.org/
internethaber.com

21 Mart 2011 Pazartesi

Aref Ghafouri Yetenek Sizsiniz 20 Mart final gösterisi

Aref final gösterisi ile yine büyüledi. Aref final şovunda izleyenleri dehşete düşürdü. Aref final şovu yayına hazırlanıyor…
Aref Ghafouri Yetenek Sizsiniz Türkiye yarışmasına İran’dan geldi, ünlü oldu. Aref Yetenek Sizsiniz yarışmasında yaptığı ilginç illüzyon gösterileri ile izleyenleri hem şoka hem de hayranlığa sevk ediyor.

Aref Ghafouri sırrı binlerce izleyici tarafından merak ediliyor. İnternetin en çok izlenen illüzyon gösterisinin sahibi Aref Ghafouri Yetenek Sizsiniz Türkiye’nin birinciliği için en büyük favorilerdendi.
Show TV Ana haber bülteninin ardından saat 20:00′de başlayan Yetenek Sizsiniz Türkiye’nin jüri üyeleri Hülya Avşar, Ali Taran ve yarışmanın yapımcılığını da üstlenen Acun Ilıcalı. Acun Ilıcalı’nın ayakta alkışladığı Aref, Yetenek Sizsiniz Türkiye’yi izleyen izleyicileri merak içerisinde bıraktı.




AREF FİNAL GÖSTERİSİ
Aref’in hilesini anlamaya çalışan binlerce internet kullanıcısı, video sitelerinde Aref Ghafouri gösterilerini tekrar tekrar izleyerek o sırrı anlamaya çalışıyor. Aref’in sırrını büyük bir oranda çözen izleyiciler, Aref’in videolarını internetteki sosyal ağ sitelerinde bulunan sayfalarında paylaşıyorlar.
Bir üniversite öğrencisi olan Aref Ghafouri, illüzyon gösterilerinin yanı sıra konuştuğu iyi Türkçe ile de dikkatleri üzerine çekiyor. Yarı final şovunda Türkçeyi 7 ay gibi kısa bir sürede öğrendiğini anlatan Aref, Yetenek Sizsiniz ile ismini bütün ülkeye duyurdu.
Aref Ghafouri ilk gösterisinde herkesin gözü önünde gözleriyle bir kaşığı yamultmuş ve kırmıştı. Bu illüzyon gösterisi karşısında etkilenen seyirciler, yarı final gösterisinde de akıl dolu bir şov izlemiş ve Aref’e hayran kalmıştı.
Soğukkanlı duruşu ile de gözleri üzerine çeken Aref Ghafori, Yetenek Sizsiniz Türkiye yarışmasının kendisi için bir dönüm noktası olduğunu düşünüyor.
http://www.varsayilan.com

http://www.gencyorum.net

haberaktuel.com

Aref Ghafouri Yetenek Sizsiniz 20 Mart final gösterisi

Aref final gösterisi ile yine büyüledi. Aref final şovunda izleyenleri dehşete düşürdü. Aref final şovu yayına hazırlanıyor…
Aref Ghafouri Yetenek Sizsiniz Türkiye yarışmasına İran’dan geldi, ünlü oldu. Aref Yetenek Sizsiniz yarışmasında yaptığı ilginç illüzyon gösterileri ile izleyenleri hem şoka hem de hayranlığa sevk ediyor.

Aref Ghafouri sırrı binlerce izleyici tarafından merak ediliyor. İnternetin en çok izlenen illüzyon gösterisinin sahibi Aref Ghafouri Yetenek Sizsiniz Türkiye’nin birinciliği için en büyük favorilerdendi.
Show TV Ana haber bülteninin ardından saat 20:00′de başlayan Yetenek Sizsiniz Türkiye’nin jüri üyeleri Hülya Avşar, Ali Taran ve yarışmanın yapımcılığını da üstlenen Acun Ilıcalı. Acun Ilıcalı’nın ayakta alkışladığı Aref, Yetenek Sizsiniz Türkiye’yi izleyen izleyicileri merak içerisinde bıraktı.

AREF FİNAL GÖSTERİSİ
Aref’in hilesini anlamaya çalışan binlerce internet kullanıcısı, video sitelerinde Aref Ghafouri gösterilerini tekrar tekrar izleyerek o sırrı anlamaya çalışıyor. Aref’in sırrını büyük bir oranda çözen izleyiciler, Aref’in videolarını internetteki sosyal ağ sitelerinde bulunan sayfalarında paylaşıyorlar.
Bir üniversite öğrencisi olan Aref Ghafouri, illüzyon gösterilerinin yanı sıra konuştuğu iyi Türkçe ile de dikkatleri üzerine çekiyor. Yarı final şovunda Türkçeyi 7 ay gibi kısa bir sürede öğrendiğini anlatan Aref, Yetenek Sizsiniz ile ismini bütün ülkeye duyurdu.
Aref Ghafouri ilk gösterisinde herkesin gözü önünde gözleriyle bir kaşığı yamultmuş ve kırmıştı. Bu illüzyon gösterisi karşısında etkilenen seyirciler, yarı final gösterisinde de akıl dolu bir şov izlemiş ve Aref’e hayran kalmıştı.
Soğukkanlı duruşu ile de gözleri üzerine çeken Aref Ghafori, Yetenek Sizsiniz Türkiye yarışmasının kendisi için bir dönüm noktası olduğunu düşünüyor.

http://www.varsayilan.com
http://www.fiskos.tk
http://www.gencyorum.net

haberaktuel.com

18 Mart 2011 Cuma

Kuzu Göbeği Mantarı toplanmaya başlandı

Şapka
Çok değişken büyüklükte olup, genelllikle 4-8 cm. yükseklikte ve 4-6 cm. çapındadır. Şekil bakımından kabaca yumurta gibidir; düzensiz, boyuna yönde düzgün bir sıra oluşturmayan, yuvarlak, biraz uzunca veya köşeli olabilen oldukça geniş, derin olmayan oyukları vardır, oyukların kenarı dolambaçlı sırtlarla ağ gibi görünür, çukur kısımları kırmızımsı sarı renkte, damar gibi çıkıntılar daha sarımtırak, bazan pembe veya kırmızılı zeytin rengindedir. Şapkanın dip kısmı sapa dik olarak oturur.

 

Sap
Boyu 3-6 cm, eni 1-3 cm arasında değişir. Kuvvetli olup silindir şeklindedir. İçi boştur, fakat düzenli bir boşluk göstermeyip, dibinde daha genişler. Dış kısmı buruşuklu ve uzunluğuna oluklu, yukarı tarafında az olarak kepeklidir. Rengi kirli beyaz, sarımtrak, yaşlanma ile kahverengimsidir. Çok gevrek bir yapıdadır.
Etli Kısım
Mum kıvamında, gevrek ve kırmızımtrak sarı renktedir. Hoş bir tada ve kokuya sahiptir.
Spor İzi
Koyu krem renklidir.
Yetişme Yeri ve Zamanı
Toprakta, orman açıklıklarında, yol ve akarsu kenarlarında, bitki örtüsü yanmış arazide ilkbaharda, Mart ve Mayıs ayları arasında görülür. Akçaağaç, Fındık, Kayın, Dişbudak ve Karağaçların altında tek tek bulunur
Çok iyi yenen bir mantardır, yavaş pişirildiği zaman çok lezzetli olur. Pişirilmeden önce çok iyi temizlenmelidir. Bir oturuşta çok fazla yenilmemelidir.
Kaynak: ogm.gov.tr

Kuzu göbeği mantarı künyesi – Morchella esculanta var. rotunda
Türkiye her yıl ilkbahar aylarında tonlarca (400-500 ton) Kuzu göbeği mantarını özellikle Avrupa ülkelerine ihraç etmekte ve bunun sonucunda önemli miktarda döviz girdisi sağlamaktadır. Köylüler bu mantarı toplamak için sabahın erken saatlerinden akşam saatlerine kadar ormana gidip mantar aramaktadırlar. Bu sürede toplanan mantarlar, akşamüstü köye gelen aracılar tarafından peşin olarak satın alınmakta ve kısa sürede ihracatçı firmaya teslim edilmektedir. Mantarlar, bu firmalarda boyutlarına göre tasnif edilir, sapın topraklı kısmı kesilir, daha sonra üçer kiloluk kasalar halinde paketlenip taze olarak Fransa, Isviçre, Almanya, Ingiltere, Belçika, Hollanda, Lüksemburg, Avusturya, Ispanya, Amerika, Isveç ve Norveç gibi ülkelere gönderilir. Talep fazlası ise dondurularak veya kurutularak daha sonra satılmak üzere depolanmaktadır. Dünyada Italya, Ispanya ve Yunanistan gibi Akdeniz ülkelerinde yetişen Kuzu göbeği hem çeşit hem de miktar olarak ülkemizde oldukça zengin durumdadır.
Kuzu göbeği mantarı görünümü
Morchella cinsine ait olan Kuzu göbeği mantarları ortalama 5-15 cm boyunda, kremden koyu kahverengiye kadar değişen renklerde bal peteğini andıran şapkası ile kolayca tanınabilecek bir yapıdadır. Üremelerini sağlayan sporlar, askus adı verilen bir kese içinde bulunur. Bu keseden atılan sporlar uygun sıcaklık ve nemde toprakta çimlenerek mantarı meydana getirirler. Kuzu göbeği mantarının dünyada yaklaşık olarak 30 civarında türü bilinmektedir. Türkiye’de ise en yaygın olarak rastlanan türleri, Morchella crassipes, M. conica, M. deliciosa, M. esculenta, M. elata, M. distans ve M. rotunda’dır.
Nerelerde Yetişir?
Yurdumuzda çam ormanlarında, bazen meşe, dişbudak gürgen ve elma ağaçlarının çevresinde, ilkbaharda özellikle Nisan ve Mayıs aylarında yağmurlardan sonra Kuzu göbeğini bol miktarda bulmak mümkündür. Genellikle Ege, Akdeniz ve Karadeniz bölgelerinde yetişen bu mantarlar Izmir-Bergama, Muğla, Kastamonu, Aydın, Denizli, Çanakkale, Uşak, Balıkesir, Sinop illeri ve çevresinde yaygın olarak tanınmakta ve toplanmaktadır.
Dikkat!
Ekonomik yönden orman köylüsüne büyük katkı sağlayan bu mantarların çeşit ve miktarında son yıllarda bir azalmanın olduğu gözlenmektedir. Azalma sebebi olarak, yağmurların yeterince yağmaması yanında mantarların aşırı ve bilinçsizce toplanması görülmektedir. Bu mantardan gelecekte de aynı şekilde faydalanmak istiyorsak dikkat edilmesi gerekenleri şöyle sıralayabiliriz;
*Yapılan orman kesimleri ve şehirleşme nedeniyle türün yayılış alanı sürekli daralmakta olduğundan yayılış alanlarını genişletmeye yönelik koruma alanları oluşturulmalıdır.
*Türün aşırı toplanması engellenmeli, bu konuda toplamanın yapıldığı orman köylerine gelir getirici alternatif üretimler sağlanmalı ve toplama konusunda halkın bilinçlendirilmesine yönelik çalışmalar artırılmalıdır.
*Mantar çoğunlukla daha eşeysel olgunluğa ulaşmadan, yani sporlarını oluşturmadan gençken toplanmakta bu da türün yok olmasına neden olmaktadır. Diğer taraftan mantarın toprağıyla birlikte bulunduğu ortamdan çıkarılması, oluşum evresinde çok önemli bir yapı olan sklerosiyumu (Morchella’nın yaşam döngüsünde olumsuz koşullara dayanıklı önemli bir evre) ortadan kaldırmaktadır. Bu nedenle hem genç mantarların toplanmaması hem de sklerosiyumun korunması için gerekli bilgi aktarımı yapılmalıdır.
Görüldüğü gibi yapılan ihracatla elde edilen dövizle ekonomik yönden önemli miktarda gelir getiren bu mantar, gerekli önlemler alınmazsa yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktır. Bunun için özellikle ilkbahar aylarında orman köylüsüne toplama ile ilgili bilgiler aktarılarak bu konuda bilinçlenmeleri sağlanmalıdır.
Kuzu göbeği mantarı nerelere satılır?
Kurutulmuş ve iplere dizilen kuzugöbekleri İstanbul ve İzmir’den gelen tüccarlar tarafından satın alınır ve kurusunun 2009 yılında 350-400 TL’den pazar buluyor, Ürün işlendikten ve paketlendikten sonra İsviçre, Fransa, İtalya, Almanya, Belçika ve İskandinav ülkelerine ihraç edilir İsviçre, Danimarka, İsveç ve Norveç’te kuzu göbeği ilaç sanayinde kullanılıyor. Paris’te ise zengin mutfaklarında özel menü olarak servis ediliyor. Fransa’da en pahalı yemek salyangoz karışımlı kuzu göbeği haşlamasıyla yapılıyor ve bir porsiyonu 50 Euro.
Kuzu göbeği mantarı üretimi yapılır mı?
Öncelikle kuzu göbeği mantarını ev, bahçe veya sera ortamında yetiştirme şansınız fazla yok. İklim koşullarını sağlamanız da oldukça zor. Nedeni bu mantarlar doğa koşullarında, yetiştiği bölgelere göre değişmekle beraber özellikle ilkbahar aylarında, mart sonu ve mayıs ortalarına kadar görülmektedir. Bu dönemde ancak toplanabilir. Bütün bir yıl doğada mevcut değildir. Bu nedenle sizin onları sürekli olarak yetiştirme şansınız şu an için yok. Tabi bu konuda çalışmalar devam etmekte. Özellikle büyük mantar firmaları da kuzu göbeğinin ticari miselinin hazırlanması ve kültür formlarının tespiti ve yetiştirilmesi aşamasında büyük beklenti içerisindeler
Kuzu göbeği mantarı yaş ve kuru kuzu göbeği mantarı verileri, alış, satış ve pazarlaması ile bilgiler için KUZU GÖBEĞİ MANTARI MANTAR sitesini ziyaret ediniz.

Hazır Doğal Rulo Çim - Tennar Canlı Çim

Tennar Çim satış ve uygulama müdürü  yıllardır çim işinde olduğunu ve doğal çimin insan ve çevre sağlığı açısından çok öenmli olduğunu belirtti.
 futbol sahalarında kullanılan bazı sentetik çimlerin pekçok zararı bulunduğunu, bu yüzden Avrupa’da doğal rulo veya ekim çimin tercih edildiğini söyledi. Türkiye’deki yetkililerin de bir an evvel bu yanlıştan vazgeçmeleri gerektiğini belirten  “Sentetik yapay çim yerine doğal rulo veya ekme çimin kullanılması daha doğrudur.” dedi.


 pahalı ve sporcu sağlığında ciddi problemler oluşturan sentetik çimin ülkemizden yüz binlerce doların Avrupa’ya veya İSrail’e gitmesine neden olduğunu söyledi. Aydın Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu tarafından Aydın’daki 11 sahaya sentetik çim yapılması için İl Genel Meclisi’ne yazı yazıldığını hatırlatarak, “Ankara 19 Mayıs Stadı’nda geçen yıl 615 bin avroya mal edilerek yapılan sentetik çimin, sporcuların şikayeti üzerine yaklaşık 450 bin lira karşılığında doğal çime dönüştürülmesi kararı alındı.” denildi.
Tennar Çim yetkilisi Beyin verdiği bilgilere göre hazır çim ev, okul, hastane ve otel bahçeleri, şehir içi park bahçelerinin yanı sıra futbol sahalarında yaygın olarak kullanılıyor. Son zamanlarda özellikle futbol sahalarında doğal hazır çim yerine sentetik çim kullanılması sektörde sıkıntılara neden oluyor. Oysa futbol sahasında doğal çim kullanılmasının sentetik çime göre birçok avantajları var. Yapay olarak üretilen sentetik çimler, sahada zeminin kayganlığını artırması ve kullanıldığı zeminde oluşturduğu sertlikten dolayı sporcuların sakatlanmalarını artırıyor. Sentetik çimin atıkları da çevreye onarılmaz zararlar veriyor. Doğaya dost olan doğal çimlerin, düzenli bakılması halinde kendi kendini yenileme özelliği bulunuyor, sık sık değiştirilmesi gerekmiyor. Sporcuların sağlığını tehdit etmeyen doğal çimler daha yumuşak olmaları ve toprağın su tutma özelliği sayesinde sakatlanmaları daha aza indiriyor.
Sentetik çimin de belli aralıklarla bakımının yapılması, sulanması gerektiğini anlatan  doğal çimin sentetik çimden yüzde 50-60 daha ucuz olduğunu ifade etti. Sentetik çimin daha ekonomik olduğu düşüncesinin yanlışlığına dikkat belirten  “Sentetik çimler çoğunlukla ithal maddeler kullanılarak üretiliyor, döviz kaybı oluşturuyor. Dışa bağımlı bir üründür.” dedi.
İzmirin Menderes ilçesinde ve Bayındır’da çok geniş arazilerde üretilen rulo çimler kullanılarak veya elle ekimde kaliteli tohum ve gübreler kullanılarak, Türkiye’nin birçok yöresine doğal rulo çim veya ekme çim satışı gerçekleştiriyor. Tennar Çim, gerekli alt yapının sağlanması durumunda en az 2 yıl canlı rulo çime garanti veriyor. İstenen alanı, bir kaç gün gibi kısa bir süre içersinde çimlendiriyor. Çim üretiminin ekstra yatırımlar gerektirdiğini, bu nedenle işi bilmeyen her çiftçinin yapamayacağını dile getiren  sözleşmeli ve kendi alet ve ekipmanlarını kullandırarak yatırım yapmak isteyen çiftçilere yardımcı olmak istediklerini sözlerine ekledi.
Ücretsiz keşif hizmeti ve danışmanlık
 ayrıca yakın çevrelere ücretsiz keşif hizmeti verdiklerini de belirtti. Ayrıca bahçe sahipleri de teknik bilgi almak için  nolu numaradan yardım alabileceklerini de ekledi. Doğal çimin en büyük sorunu olan hastalıklarla mücadele için çekinmeden aranabileceğini söyleyen  sağlık için doğal canlı çimi öneriyor.
Kısaca hazır doğal rulo çim
Bahçenize, parkınıza, sahanıza, yol kenarlarına sadece birkaç saat içinde serilebilen, yumuşak, temiz ve güvenli hareket alanları oluşturabilen, yoğun güçlü kökleriyle yaşayan, canlı ve yemyeşil doğal canlı bir halıdır.
Tennar Çim – 0232 3437592
varsayılan.com / zirai.org / Hazır doğal rulo çim


Tennar Tropikal meyveler üretimi yetiştiriciliği satışı

Tropik Meyveler bulundukları bölgelerin veya iklimin dışında yetiştirildiklerinde oldukça farklı özellikler gösterirler. Tropikal meyve yetiştiriciliğine başlamadan önce bunları bilmek son derece önemlidir. Son yıllarda gittikçe popüler olan tropikal meyve yetiştiriciliğinin veya yetiştirme denemelerinin son derece bilinçsiz olduğunu belirtmek isterim. Bu durum hem gereksiz yere zaman hem de parasal kayıplara yol açmaktadır. Eğer sadece peyzaj amaçlı olarak tropikal meyve yetiştirmeyi düşünüyorsanız aşağıda yazılanların çok da önemi yoktur.

1. Meyve Lezzetinin yetiştirilen bölge ve iklime bağlılığı:
Bulunduğumuz iklim kuşağında yetişen meyve çeşitlerinin tatları bulunulan bölgeye göre değişmezler, yani bir kiraz her yerde hemen hemen aynı tada sahiptir. Bununla birlikte tropik meyvelerin tadları bölgeden bölgeye ciddi değişiklikler gösterir. Mesela, Malezyada yetişen Durian dünyanın en lezzetli meyvesi olarak kabul edilir fakat Avustralyada yetişen bir Durian yenilemeyecek kadar tadı kötüdür ve yenilmez. Hatta Malezyanın komşu ülkesi Tayland'da çok zor yetişir. Sonuç olarak , bir tropik meyveyi yerken hangi bölgede yetiştiğini bilmek çok önemlidir. Ayrıca birçok meyvede olduğu gibi tropikal meyvelerin de dünya üzerinde en iyi yetiştiği ve en lezzetli olduğu bölgeler vardır. Mesela en lezzetli Durian Malezyada, en lezzetli pomelo yine Batı Malezyada, en lezzetli mandarin Çinde, en lezzetli Trabzon Hurması ise Filistin'de yetişir.

2. Güçlü aroma:
Tropikal meyvelerin çoğunluğu güçlü bir aromaya sahiptir. Herkes bu aromanın ne kadar etkili olduğunu elma ve erik ile portakal ve limonu karşılaştırdığında çok daha iyi anlar. Ne yazık ki bu koku her zaman memnuniyet verici olmayabilir. Mesela Durian buna en gözel örnektir. Dünyanın en lezzetli meyvesi olmasına rağmen , yine dünyanın en kötü kokan meyvesidir de. Durian yetişen ülkelerde, Durian' ın kötü kokusundan dolayı , otellere, restaurantlara, otobüslere vs alınması yasaklanmıştır.

3. Sağlık üzerindeki çok önemli etkileri ve tadan kişinin üzerinde bıraktığı farklı duygular:
Ülkemizde yetişen bazı meyveler sağlık ve tad açısından çok önemli ve farklı olabilirken , tropikal meyvelerde neredeyse tümü hem insan sağlığı üzerinde çok etkili hem de lezzet olarak çok üst düzeydedir. Tropikal meyveleri yerken hangi konularda sağlığa yararları olduğunu, tedavi edici özelliklerini ve tüketim yöntemlerini de bilmek çok faydalıdır.

4. Doğaüstü ve alışılmamış özellikler:
Bütün Meyvelerde olduğu gibi tropikal meyveler de bize yüce yaratıcının verdiği en özel ve güzel hediyelerdendir. Hatta cennetteki ödüllerin dünyadaki birer sembolü, ipucu olarak da kabul edilirler. Bazı özelliklerinden dolayı doğaüstü olarak kabul edilen bu meyvelere en güzel örneklerden birisi Hindistan Cevizidir. Hindistan Cevizleri asla insanların kafalarına düşmez , veya Salak meyvesi Havva' nın ve yılanın hikayesini temsil eder. Sıradışı tropikal meyvelerden Muzun ise bir insan gibi ruha sahip olduğuna inanılır.

Tennar DEKORASYON

Dekorasyon; Yaşanan mekanların kullanım amaçlarına uygun olarak en verimli, estetik ve sanatsal bir şekilde düzenlenmesidir

Tarih boyunca insanın yaşadığı mekanlar üzerinde çok gelişmeler kaydedilmiş ve bu gelişmeler sonucunda bir çok tasarımlar ortaya çıkmıştır Amaç, yaratıcı tasarımlarla insanın kendine olan güvenini aşabilmek, farklılaşmaktır

Bugün için çoğunlukla dekorasyon firmaları tarafından iş kolu haline gelmiş bulunan Dekorasyon olgusu, süsleme sanatı olarak da tanımlanabilir Yaşanılan mekanların insan hayatına renk katması, doğaya bakış açısıyla doğru orantılı olarak değişiklik göstermektedir

Dekorasyon firmaları ; Mistik ya da sembolik anlamda renklerin, şekillerin kullanımıyla her mekanda veya nesnede içinizdeki yaratıcılığı ortaya koymanıza yardımcı ve klavuz olurlar

Tennar Dekorasyon İnşaat - Bornova İzmir dekorasyon alanındaki deneyimi ve teknik ustalığı ile müşterilerinin taleplerini doğru algılamaya büyük önem verir,alternatif çözümler üretir ve hizmet götürdüğü müşterilerinin minimum zamanını harcayarak maksimum verimli çözümler sunar.Yaratıcılığını,disiplimli düşünce ve çok çalışma neticesi ile ortaya koyar,hızlı ve çok yönlü düşünerek çalışır.

Temel ilkemiz MUTLAK MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ yaratarak sınırsız hizmet anlayışını kalıcı bir işbirliği ile sürdürmektir
İç Dekorasyon

  • Sıhhi Tesisat

  • Elektrik

  • Sıva

  • Alçı Sıva

  • Alçıpan

  • Fayans

  • Seramik

  • Laminat Parke

  • Kartonpiyer

  • Boya - Badana

  • Mermer yapı işleri
    Çatı - İzalasyon

  • Apartman ve bina çatıları aktarımı ve tamiratı

  • Apartman ve bina çatıları izalasyonu

  • Apartman ve bina çatıları yağmur oluk sistemi, yapım ve tamiri
    Baca Temizleme

  • Apartman ve bina bacalarına sac

  • Apartman ve bina çatıları baca temizliği
    Bahçe Düzenleme

  • Bahçe duvarı yapımı, düzenlemesi

  • Kalıp, duvar sıva

  • Bahçe kapıları

  • Mermer yapı işleri

  • Bahçe peyzajı (Çim ve süs bitkileri ekim - dikimi
  • Neden Tennar Hazır Doğal Rulo Çim

    NEDEN DOĞAL ÇİM
    İdeal ortamda güçlüce yetiştirilen hazır çim tüm hastalık ve yabancı otlardan arındırılmıştır.
    Uygulama yerinde otlardan arındırılmıştır.
    Daha az su, daha az bakım ister.
    Sıcak yaz günlerinde hazır çimin sık formu kullanım çevresinde serinlik sağlar ve bol oksijen ihtiva eder.
    Sık yapılı hazır çim, hava kirleticiler için iyi bir filtredir.
    Çim alan oluşturmanın en sağlıklı, en hızlı ve en ekonomik yolu hazır çimdir.
    Çim sahanızın daha hızlı yapımı
    Yükleniciler için en seri biçimde iş teslimi
    Çim alanının çok daha erken kullanımı
    Daha avantajlı, daha güvenli
    Her alanı aynı yapıyı kazanır
    Örtme tutunma kapasitesi çok yüksek olduğundan en kısa sürede yararlanma ve en uzun süre kullanma
    Her amaca uygun çim yetiştiriciliği
    Çim sahanızın bir çok olumsuz koşullara karşı daha çok dirençli
    Basmaya dayanıklı ve kaliteli görüntü
    Hastalıklara mukavim ve daha sağlıklı
    Çimlenme ve güçlü kök yapısıyla tutunma gücü
    İdeal düzeyde üstü kaplama yeteneği
    Çim Bakım Takvimi: Bir yıl içerisinde çim alanınız için yapmanız gerekenler, çim ne zaman ekilmeli, ne zaman sulanmalı, ne zaman boyları kısaltılmalı veya uzun tutulmalı ve dinlenme zamanı ne zaman olmalı gibi soruların cevabını bu sayfada ay ay verilen çim bakım takviminde bulacaksınız. devam ediniz...
    Hydroseeding nedir?
    Hydroseeding yöntemi çim ekimi için geliştirilmiş tüm dünyada yaygın olarak kullanılan çağdaş bir yöntemdir.
    Yöntem ekimi yapılacak alana tohumun su ilekarıştırılarak püskürtülmesi prensibi ile gelişmiştir. devam ediniz...



    Günün hangi saatinde ne içmeli?

    Diyetisyen Canan Aksoy’a göre, içmenin de bir zamanı var. Sağlıklı beslenmede nasıl ki öğünler belli saatlerde yeniyorsa sıvı alımının da doğru saatleri var. Peki, hangi saatte ne içilmeli? Uzmanından tavsiyeler:
    Özellikle bazen çok susuyoruz. Susadıkça içiyor, içtikçe susuyoruz. Peki, neden susuyoruz? Hiç merak ettiniz mi? Organizma, su rezervleri azalmaya başlayınca beyne sinyal veriyor ve biz susuyoruz.

    Diyetisyen Canan Aksoy’a göre, içmenin de bir zamanı var. Sağlıklı beslenmede nasıl ki öğünler belli saatlerde yeniyorsa sıvı alımının da doğru saatleri var.

    http://www.sihhat.org

    https://www.zirai.org
    https://www.dokun.org

    http://www.tennar.com
    http://www.ziza.net
    https://www.gencyorum.net


    SAAT 08.00 / Uyanınca 1 bardak ılık su için
    Neden?
    Organizma gece boyunca toksin ve artık maddeler üretiyor. Uyuma sırasında sıvı kaybı devam ederken, sıvı alımımız duruyor. Bu maddelerin vücuttan atılımını kolaylaştırmak ve vücudun ısı mekanizmasını gün boyunca dengelemek için sabahın erken saatlerinde sıvı almak çok yararlı.
    Sabah uyandığınız zaman tıpkı yüzünüzü yıkamak gibi vücudunuzu da yıkamanız lazım. Bu yüzden uyanır uyanmaz bir bardak su veya bitki çayı içmek bu saatler için en uygunu.
    Ne içmelisiniz?
    Oda ısısında bekletilmiş 1 bardak su içmek böbrek ve bağırsakların işlevini artırarak vücudu toksin ve artıklardan temizliyor. Cilde pürüzsüz bir görünüm kazandırıyor. Dilerseniz su yerine idrar söktürücü veya toksin atıcı özellikler içeren bitkisel çaylar da içebilirsiniz.
    Öneri:
    İçtiğiniz ılık suya birkaç damla limon suyu veya greyfurt suyu damlatıp karıştırabilirsiniz. Bitkisel çay hazırlamak için; 2 çay kaşığı ince doğranmış maydanozu 1 çay fincanı kaynar suda 15 dakika bekletip süzün. Çayı ılık için. Bir diğer alternatif yeşil çay olabilir.
    Kahvaltıda 1 fincan kahve veya bir fincan siyah çay için
    Neden?
    Günün ilk öğününde yani kahvaltıda sizi uyandıracak, uyaracak bir içecektir çay veya kahve. İçerdiği kafein sayesinde gün ortasına kadar sizi formda tutar, zihni uyarır ve konsantrasyonu artırır.
    Ne içmelisiniz?
    Kahve ve çay sinir sistemini uyaran maddeler içeriyor. Bu maddeler ani enerji verip, zihni açıyor ve konsantrasyonu artırıyor ve ayrıca bir miktar metabolizmayı hızlandırıyor.
    Öneri:
    Kahve içmeyi seviyorsanız, susuzluğu gideren serinletici bir içeceğe ne dersiniz? Bunun için yoğun bir kahve hazırlayın. 1 tatlı kaşığı tozşekerle tatlandırıp soğumaya bırakın. Birkaç taze nane yaprağı, 1 diş karanfil ve birkaç parça buz ilave edin. Buzdolabında 5 dakika bekletip için. Sıra dışı bir alternatif için; kahve fincanının dibine biraz kakao serpin. Üzerine 1 tatlı kaşığı espresso kahve ilave edin. Sıcak süt döküp kahve eriyinceye kadar karıştırın. Yarım tatlı kaşığı damla çikolata ile süsleyip için.
    SAAT 10.30 / Ara öğünde 1 bardak taze sebze suyu veya süt için
    Neden?
    Sabahları saat 10:00 ile 11:00 arasında vücudun su rezervi azalıyor. Kan şekeri düşüyor. Organizmada yorgunluk ve konsantrasyon azalması baş gösteriyor. Bu aşamada deyim yerindeyse vücudun yeniden şarj edilmesi gerekiyor. Organizmayı yeniden tazeleyerek güçlendirecek , kan şekerini düzenleyecek bir içecek bu saatle için en uygunu.
    Ne içmelisiniz?
    Sebze suları özellikle sıcak havalarda terle kaybedilen vitamin ve mineral tuzlarının geri alımını sağlıyor. Ayrıca sebzelerde bulunan karbonhidrat sayesinde kan şekeriniz düzenlenir, konsantrasyonunuz yükselir.Sütte bulunan karbonhidratta aynı görevi başarıyla yerine getirecektir.
    Öneri:
    Evdeyseniz sebze suyunu blender’den geçirip hazırlamak kolay, ancak işyerinde veya dışarıdaysanız, süt daha kolay ulaşılabilir bir tercih olacaktır. Eğer süt içmeyi sevmiyorsanız, sütün içine bir tatlı kaşığı Türk kahvesi koyarak kaynatıp, değişik bir tat deneyebilirsiniz. Aynı işlem kakaoyla da yapılabilir.Dışarıda bir görüşme veya toplantıdaysanız , Cafe Latte % 90’ı sütten oluştuğu için bir başka alternatif olabilir.
    SAAT 12:00 / Öğlen yemeği saati Ayran veya maden suyu öğlen yemeği içeceği
    Neden?
    Çoğumuz için yemeklerde ne içeceğini belirlemek en zorudur, kafein , gaz ve şeker içeren bir sürü içeceğin yanında sağlıklı bir alternatif bulmak zordur.Enerjisi yüksek olmayan , sağlıklı bir seçenek olarak ayran veya maden suyunu tercih edebilirsiniz.Ayran kalsiyum ihtiyacınız için yardımcı olur.Maden sularında bulunan mineraller gün ortası için iyi bir takviye sağlar.
    Ne içmelisiniz?
    Ayran yerine kefir öğlen yemeği için başka bir kalsiyum içeren ve prebiyotik bir içecektir. Kalsiyumu öğünde almak, öğünde aldığınız bir miktar yağın sindirilmeden atılacağını sağladığı için , kilo vermeniz üstüne de katkıda bulunacaktır.Maden suyu içerdiği mineraller açısından öğlen yemeğini özellikle dışarıda yiyorsanız , beslenmenize katkı sağlayacak ve sizi yüksek enerjili bir içecek içmekten kurtaracaktır.
    Öneri:
    Ayranın içine taze nane katarak , nanenin ödem söktürücü özelliğinden de faydalanabilirsiniz.Nane , maydanoz gibi yeşil yapraklı sebzeler , ödem çözücüdür ve ayranın içine güzel fresh bir tat katarlar. Maden suyuna da yarım limon sıkıp içmek , hem c vitamini almanızı hem de bir tat değişikliği olmasını sağlayacaktır.
    SAAT 15:00 / Yemekten sonra hazmı kolaylaştıran bir içeceği seçin.
    Neden?
    Öğlen yemeğini yediniz , iş temposunun ağırlığını iyice gösterdiği bu saatlerde digestive özellik içeren , uykunuzu açacak bir bitki çayı size iyi gelecektir. Yenilen yemekle beraber mide hacminiz artar, ve mide etrafındaki kan damarlarına daha yoğun bir kan akışı olduğu için , pek çok insana öğlen yemeğinden sonra uyku hissi bastırır.
    Ne içmelisiniz?
    1 fincan çay için. Çay, hem hazmı kolaylaştırıyor, hem de içeriğindeki tein maddesi nedeniyle genelde bu saatlerde baş gösteren uyku halini engelleyerek canlılık veriyor.
    Öneri:
    Siyah çayında yeşil çayında digestive etkisi vardır. Siyah çay sevmiyorsanız yeşil çayda tercih edebilirsiniz. Zencefil, tarçın, karabiber,ıhlamur karışımından yapacağınız bir çayda hem sindiriminize yardımcı olacaktır, hem de metabolizmanıza iyi gelecektir.Bir tutam ıhlamur, 2 tane karabiber,1 cay kasığı tarçın veya bir kabuk tarçın ,1 çay kaşığının ucuyla hazırlayacağınız bu çaya lezzetlenmesi için elma kabuğu da koyabilirsiniz.
    SAAT 19:00-20:00 / Akşam öğününde kefir
    Neden?
    Kefirin içinde bulunan sağlıklı bakterilerin bünyeyi birçok hastalıktan koruduğu ve hücreleri yenilediği biliniyor.
    SAAT 23:00 / Süt için gece uykuda salgılanan büyüme hormonunuz sayesinde kemiklerinizi koruyun
    Neden?
    Gece uykusuyla beraber büyüme hormonu ortaya çıkar, büyüme hormonu tabii ki artık bizleri büyütmüyor, ancak gün içinde yıpranan vücudumuzu tamir ediyor.Kalsiyumu yüksek olan sütü gece yatmadan önce içmek çocuklarda boy uzamasını desteklerken bizde kemik yoğunluğunu korumaya yardımcı oluyor.
    Ne içmelisiniz?
    Sıcak veya soğuk bir bardak süt yerine kefir veya yoğurtta aynı vazifeyi görecektir.
    Öneri:
    Süt bazı bireylerde sevilen bir içecek değildir.Bunun içimini kolaylaştırmak için , bir bardak sütün içine ,bir parça kabuk tarçın,2-3 tane karanfil, çay kaşığının ucuyla kuru zencefil koyup ısıtırsanız , hem içimi kolaylaşacaktır, hem de daha derin bir uyku çekmenizi sağlayacaktır.
    BUGÜN

    Dağ Ceylanlarının geleceği ne?

    Çimento fabrikası için başka merkezde çözüm bulunmalı
          İncirli ve Perişan köyleri yakınlarında kurulması düşünülen Çimento fabrikasının bölgede yaşayan Dağ Ceylanları için tehlike oluşturduğu belirtildi.



     TTKD Hatay Şube Başkanı Abdullah Öğünç yaptığı açıklamada "Türkiye Suriye sınırında çok dar bir alanda yaşam mücadelesi veren 150 bireylik bir populasyondan oluşan, nesilleri gittikçe azalan, ve ülkemizdeki memeli listesine son eklenen tür olan Hatay Dağ Ceylanları, doğal yaşam alanlarına kurulması planlanan bir çimento fabrikası ile gündeme gelmiş çevrecilerin yoğun baskısı sonucu söz konusu fabrikanın ÇED süreci durdurulmuştu.

          ÇED sürecinin durdurulma sebebi bilim adamlarının, yöre halkının ve bilimsel yayınların bölgede ceylanların yaşadığı iddialarına, bölgede fabrika kuracak firmanın bu işi iddia (!) olarak görüp, bölgede ceylan olmadığına dair iddialarıdır. Ayrıca firma halkı bilgilendirme toplantısında ceylanların yaşadıkları tepelik bölgeyi kalker kaynağı olarak kullanmak üzere dinamitle patlatarak bu malzemeden çimento üreteceğini beyan etmiştir. Ceylanların bilimsel tesbiti için gelen bilirkişi hazırladığı raporda '' bölgenin ceylanların tek yaşam alanı olduğu ve oraya bir fabrika kurulmasının doğru olmadığını'' belirten rapora fabrika yetkililerinin itirazı sonucu farklı iki üniversiteden daha görüş istenilmektedir.Yeni görüşün kimlerden, hangi üniversitelerden istenildiğini şu an için bilmiyoruz.

          Bildiğimiz bir şey var ise o ceylanlar binlerce yıldır o bölgede yaşıyor ve kurulacak çimento fabrikası bu ceylanların tamamen yok olması anlamına geldiği. Memeliler konusunda uzman bir Zoolog dünyanın neresinden getirilirse getirilsin oradaki durumu ortaya koyacaktır.Kendi özgür ve hür iradesiyle raporu hazırlayan her aklı selim bilim insanı bu gerçeği göz ardı edemez. Türkiye memeli listesine son eklenen tür olan Hatay Dağ Ceylanlarının yaşadığı bölgenin bir an önce yaban hayatı koruma ve yetiştirme sahası ilan edilmesi gerekli. Fakat o bölgenin yaban hayatı koruma sahası ilan edilme çalışmaları devam ederken adeta daha hızlı davranızılıp organize sanayi bölgesi ilan edilmesi bunun için engel teşkil etmektedir. Hatay‘ın en bereketli topraklarının bulunduğu ve insanların ana geçim kaynaklarının tarım ve hayvancılık olduğu bu bölge hangi akla hizmet ise organize sanayi bölgesi ilan edilmiş, anlamak zor!


          Hatay'ın çok önemli sembollerinden biri olmaya başlayan, Hatay'ı bütün dünyaya tanıtacak dağ ceylanlarının korunması konusunda Hatay Valiliğinin koruma çalışması yapmasını bekliyoruz. Dağ ceylanlarının kültürümüze katkısını göz önüne alarak bu konuda uluslararası sempozyumlara, uluslararası bilimsel toplantılara zemin hazırlayan bu konu şehrimize önemli bir turizm hareketi de sağlayacaktır ve şehri tanıtacaktır. Hatay’da göreve başladığından bu yana yapmış olduğu çalışmalar halkın gönlünde taht kuran Sayın Valimiz'den bu konuda yardım bekliyoruz. Hatay, Amik Gölü ve Roma Köprüsünde yaptığı hatayı bir kere daha tekrarlamamalı iki bin sene önce yapılan mozaiklere figür olan ceylanların son temsilcileri yok olmaktan kurtarılmalıdır. Eminiz ki Hatay'da çimento fabrikası kuracak onlarca yer bulunabilir ancak Ceylanların gidecek başka yeri yok." dedi.
    16 Mart 2011 - Son Dakika

    17 Mart 2011 Perşembe

    12 Haziran 2011 yerel seçimlerinde oyumu nerede kullanacağım?

    12 Haziran 2011 tarihinde yapılacak olan Yüksek Seçim Kurulu – YSK’nın resmi sitesindeki “Sandık Bilgisi Sorgulama” sayfası yoluyla “Seçmen Sorgulaması” yapabilirsiniz. Seçmen Sorgulaması için, “Sandık Bilgisi Sorgulama Ekranı”ndaki tüm alanları eksiksiz doldurunuz. Hangi sandıkta oy kullanacağınızı öğrenmek için TC Kimlik No’nuzu girmeniz yeterli olacaktır. Seçmen sorgulaması için aşağıdaki linke tıklayınız.

    Lütfen, resimdeki karakterleri Resim Doğrulama alanına girdikten sonra,
    T.C. Kimlik Numaranızı girerek sorgunuzu yapınız.

    Yurtiçi Seçmen Sorgulama: http://www.ysk.gov.tr/ysk/secmenBilgi.jsp
    Yurtduşı Seçmen Sorgulama: http://www.ysk.gov.tr/ysk/secmenBilgiYurtdisi.jsp


    http://www.tennar.com
    http://www.varsayilan.com

    http://www.gencyorum.net

    http://www.dokun.org